Huzur ve istikrar da solun oldu
Düzenin başı belada
22 Haziran 2007, Cuma

Huzur ve istikrar… Düzenin her şeyidir bu sözler. Egemen güçlerin duası, ilkesi, felsefesi ve düzenden şikayet edenlere karşı kullandıkları sopası. On yıllarca patronların ve patronların temsilcilerinin ağzından düşmedi. Oysa görülüyor ki, ne yaparlarsa yapsınlar tek bir gün olsun huzur ve istikrara kavuşamıyorlar.Huzur ve istikrar… Düzenin her şeyidir bu sözler. Egemen güçlerin duası, ilkesi, felsefesi ve düzenden şikayet edenlere karşı kullandıkları sopası. On yıllarca patronların ve patronların temsilcilerinin ağzından düşmedi. Oysa görülüyor ki, ne yaparlarsa yapsınlar tek bir gün olsun huzur ve istikrara kavuşamıyorlar.

Ekonominin gelişmesi için huzur ve istikrar gerek, diyorlardı. Ekonominin gelişmesinden patronların cebi dolarken, emekçilerin payına asgari ücret, işsizliğin diz boyu olduğu taşra kentlerinden katıp büyük kentlerin varoşlarına yığılmak ve yoksulluk düşüyordu.

Yoksulluğa, adaletsizliğe karşı ayağa kalkmak ise yasaktı. Huzur ve istikrar bozulmamalıydı.
Ama emekçilerin hakları, ama eşitlik, adalet diyecek olursanız, siz huzuru ve istikrarı sabote eden “anarşikler” diye damgalanmayı hak etmişsiniz demekti.

Ülkenin güçlenmesi için huzur ve istikrar gerek, diyorlardı. Huzur ve istikrar için ülkeyi içine soktukları NATO’dan daha birinci dakikada çıka çıka Kore Savaşı çıktı. Huzur ve istikrar için Anadolu çocukları dünyanın öbür ucunda öldü.

Huzur ve istikrarı tesis etmekle övünüyorlardı, ama Türkiye’nin istisnasız bütün komşularıyla arası bozuktu. Türkiye’nin dünyanın en kalabalık ordularından birini beslemesine rağmen, “tarihsel dostluk, komşuluk bağları” diye başlayan nutuklar atılmaya devam edildi.

Huzursuzluğu, istikrarsızlığı def etmek bu ülkede darbeler yapıldı. 12 Eylül sonrasında yüz binlerce insan işkenceden geçirildi, hapsedildi, vatandaşlıktan atıldı, idam edildi… Ama huzur ve istikrar yine gelmedi.

Demokrasinin huzur ve istikrarın güvencesi olduğu söylenerek darbe tezgahlanan Türkiye’de, ne demokrasiyle ne darbeyle ulaşılamadı hedeflere.

Kürt sorunu için bir avuç eşkıya dediler ve huzuru, istikrarı sağlamak için eşkıyayı yok etmekten başka bir şey yapmaya gerek yok dediler. Köyler boşaltıldı, milyonlarca kişi ülke içinde oradan oraya göç etti. Huzurla kastettikleri acaba ölüm mü, diye sordurtacak kadar şiddetli bir savaş politikası izlendi.

Enflasyon huzur ve istikrar adına düşmeliydi. Düştü de… Demek ki, yoksulluk ve işsizlik huzur ve istikrarı etkileyen faktörler arasında sayılmıyordu.

2000’lerde huzurun ve istikrarın en önemli simgelerinden biri Avrupa Birliği’ydi. AB’nin Türkiye’ye yönelik bir fesat organizasyonu olduğu söyleniyor bugünlerde!

2003’de Amerika Birleşik Devletleri Irak’a saldırdığında Ortadoğu’ya huzur ve istikrar geleceği yazıldı. Rivayete göre, Irak’ta demokrasi kurulacak ve Türkiye demokratik Irak’a çok şey satıp çok para kazanacaktı. İşgal altındaki Irak’tan Türkiye’ye kamyon şoförlerimizin cenazeleri dönüp duruyor…

2002 seçimlerinde düzen partileri huzur ve istikrar yarışına girmişlerdi. Aradan beş yıl geçtikten sonra Türkiye ekonomisi Amerikalı ve Avrupalı tefecilerin iki dudağının arasındadır. Beş yıl boyunca Türkiye’de birkaç ayda bir, bir karanlık cinayet işlenmiştir. Türkiye kanla yönetilmektedir.

Daha doğrusu yönetilememektedir! Türkiye ayda birkaç kez “gerginlik” yaşamakta, bir ileri iki geri temposuyla yerinde saymakta, patinaj yapmaktadır.

Beş yılın sonunda Türkler ve Kürtlerin arasına tehlikeli bir mesafe girmiştir.

Türkiye tarımını, ziraatını ve kırlardaki emekçilerini kaybetmektedir. Türkiye artık kendini besleyemez bir ülkedir.

Türkiye kendini savunamayacak durumda bir ülkedir.

Türkiye sokaklarında yürümekten korkulan bir hırsızlık ve gasp ülkesidir.

Türkiye araçların daha da hızlı sürülebilmesi için yolları genişleten ve giderek trafikte daha fazla insanın öldüğü bir ülkedir.

Türkiye birbirine güvenmeyen, dayanışmanın dibe vurduğu, hastanelerin “parası yok” diye ölümcül bir hastayı kabul etmeyebildiği bir ülkedir.

Özetle, ülkemizde düzen huzur ve istikrar yazılı pankartları açıp solu tasfiye etmeye yönelmiş, ama bu tasfiye sürecinde başarılı oldukça, huzur ve istikrarın tamamen hayal olacağı bir ortam şekillenmiştir.

Huzur ve istikrar, artık solu tasfiyeye yarayan bir araç, hakkını arayanı vazgeçirecek bir sopa değildir, olamamaktadır. Bu düzen huzursuzluğa ve istikrarsızlığa mahkumdur. Bu mahkumiyet solun tasfiyesinden doğdu. Soldan, halktan, adaletten, eşitlik duygusundan, insani her tür değerden kaçan bir düzenin, huzur ve istikrarı yok etmesi kaçınılmazdır.
On yılların düzen sloganı huzur ve istikrar da artık sola kalmıştır.

Bunda şaşacak bir şey de asla yoktur. Çalışabilir durumdaki herkesin işinin olması, kimsenin sokakta kalmaması, eğitim ve sağlığın kolayca erişilen, eşit ve ücretsiz kamu hizmeti olması, barışın temeli olarak eşitlik ve adaletin sağlanması söz konusu olmadan ne huzur söz konusu olabilir, ne istikrar tesis edilebilir.

İşte huzur ve istikrarın yolu!
(TKP PROGRAMI’NDAN BAZI MADDELER)

  • İnsanın insanı sömürmesini açık ya da dolaylı biçimde savunan, savaş kışkırtıcısı, din istismarcısı, ırkçı ve faşist düşünceler toplumun özgür gelişiminin önünde engel oluşturdukları için propaganda ve örgütlenme özgürlüklerinden yararlanamazlar.
  • Sosyalist toplumun gelişimine engel oluşturan, ahlaki çöküntü ve yabancılaşmaya yol açan insan kaçakçılığı, fuhuş, kumar ve uyuşturucu madde ticareti yasaklanır.
  • Ulusal ve etnik köken hiçbir biçimde bir ayrıcalık ya da dışlanma-ezilme nedeni olamaz.
  • Cinsiyet farklılığının ayrımcılığa yol açmasına karşı ekonomik, siyasal, ideolojik ve kültürel önlemler alınır.
  • Seyahat etme serbestliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme gizliliği sağlanır.
  • Savunma hakkı, suçlama başladığı andan itibaren devlet tarafından korunur.
  • İç güvenlik örgütlerinin sosyalizmin ideallerine uygun ve emekçi halkın denetimine açık olarak düzenlenmeleri sağlanır.
  • Gözaltındaki, ya da cezaevindeki kişilere fiziki veya manevi baskı yapılamaz. Hiç kimseye, hiçbir koşul ve durumda işkence uygulanamaz.
  • Sosyalist ekonominin temel amacı, tüm toplumun refah içinde yaşaması, yurttaşların yaşama koşullarının her geçen gün iyileştirilmesidir.
  • Bütün ekonomik etkinlikler toplumsal denetime açık duruma getirilir ve toplumsal kaynakların israfı, rüşvet, yetkilerin kötüye kullanılması, disiplinsizlik ve tembellik gibi olgulara karşı etkin yönetsel, ideolojik, ekonomik ve hukuksal önlemler alınır.
  • Çalışma süresinin kısaltılması, yeni insanın yaratılmasında en önemli araçlardan ve sosyalist toplumun temel hedeflerinden biridir.
  • Fiziksel emek kullanımını en aza indirmek ve tüm insanların zihinsel üretim potansiyelini harekete geçirmek, sosyalist toplumun bir diğer temel hedefidir. Tarım ve sanayi üretiminde ileri teknikler kullanılarak, öncelikle insana yakışmayan koşullarda gerçekleşen işlerin makineler tarafından yerine getirilmesi sağlanır.
  • Sosyalist ekonomide çalışabilir durum ve yaştaki tüm yurttaşlara iş güvencesi ve çalışma hakkı sağlanır. Devlet bu iki temel hakkı hiçbir durumda ortadan kaldıramaz.
Çalışamayacak durumda olanlar, yaşlılar ve emekliler sosyalist devletin güvencesi altındadır. Bu yurttaşlara insanca bir yaşam düzeyi ve eşit olanaklar sağlanır.
Diğer yazılar
Etkinlikler
sandık görevli formu fotoğraflar afişler video müzik dostlarımız