|
Türkiye, bağımlı bir ülkedir. Daha kötüsü Türkiye git gide sömürgeleşmekte olan bağımlı bir ülkedir. Bağımlı bir ülkede kim yaşamak ister? Bağımlılıktan çıkar umanlar, işbirlikçiler, mandacılar, ABD ve AB memurları... TKP bunları bir kenara atıyor. Bağımlılıktan zarar görenleri mücadeleye çağırıyor. Bağımsız bir Türkiye'nin mutlaka kurulacağını ileri sürüyor.
Amerikancılar ve para babaları Türkiye’nin NATO olmaksızın güvensiz bir ülke olacağını papağan gibi tekrarlamaktadırlar. TKP ise, “NATO’yla güvenlik olmaz” düşüncesindedir. TKP, asıl NATO’dan çıkılarak ülkemizin birliği ve güvenliğinin sağlanabileceğini düşünmektedir. Türkiye, başına türlü belalar açan NATO’dan kurtarılmalıdır.
Türkiye ABD’nin oyuncağı durumundadır; çünkü, içimizdeki Amerikancılar ile para babalarının çıkarına gelen budur. Bu nedenle, “Türkiye’nin en büyük müttefiki ABD’dir” demektedirler. ABD işbirlikçileri, kasaları dolduğu sürece ülkemizin bağımlılığını, emekçi halkımızın sefalet ve acılarını önemsemezler. Seçimlerde emekçileri temsil eden TKP, halkı bu kirli işbirliğine son vermeye çağırıyor.
Türkiye’nin haydut devlet İsrail ile işbirliği yapması, ülkemizin en büyük utancıdır. Bu işbirliği doğrultusunda, Filistin’de yerleşim yerlerini ve insanları bombalayan İsrailli pilotlar, Konya’da eğitilmektedir. İsrail ile yapılan anlaşmaları yırtıp atmak zor değil. TKP, ülkemizin Ortadoğu halklarının katili İsrail’in suç ortağı durumundan çıkarılması gerektiğini savunuyor.
Halkımızın Avrupa Birliği yalanlarına karnı tok. Avrupa Birliği’nin ne refahla ne de demokrasiyle ilgisi bulunmamaktadır. Tersine, birliğe yeni üye olan ülkeler ekonomik açıdan tamamen bağımlılaştırılmakta, borçlandırılmakta, sanayisizleştirilmekte ve işçiler düşük ücretlere mahkum edilmektedir. Bu tezgah, ülkemizdeki para babalarının işine geliyor. Patron partileri bu yüzden, Avrupa Birliği’nden vazgeçemiyorlar. Avrupa Birliği’ne ikirciksiz karşı olan TKP ise, ülkemizin kalkınması ve çağdaşlaşmasının anahtarının bağımsızlık olduğunu düşünüyor.
Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmadan Avrupa emperyalizmine bağımlı hale getirilmiştir. Gümrük Birliği anlaşması nedeniyle Türkiye on milyarlarca dolar zarar etmiştir. Peki bu zarar, kimin sırtından karşılanıyor? Elbette, yoksul halkımızın. Gümrük Birliği anlaşması, halkı her yıl biraz daha yoksullaştırırken, Avrupa ile ticaret yapan patronlar kârlarını artırıyor. TKP, bu anlaşma çöpe atıldığı takdirde kazananın Türkiye yani halkımız olacağını söylüyor.
Ülkemiz, işbirlikçi politikalarda ısrar edilerek borç batağına sürükleniyor. Şu anda halkımızın sırtında 206,5 milyar dolar dış, 198 milyar dolar iç borç var. Peki bu borç yükü kimin eseri? Tefeci IMF, emperyalist tekeller ve onların küçük ortağı yerli patronların! TKP dışındaki tüm partiler hükümet olduklarında, “borç yiğidin kamçısıdır” deyip borçları ödemeye devam edecekler. TKP ise “çocuklarımızın geleceğine ipotek koyan bu borçlar bizim değil” diyor, borçları ödemeyeceğini duyuruyor.
Türkiye’de bugünkü düzen bir sömürü düzenidir. Bu ne demektir? Bu, küçük bir azınlığın büyük çoğunluğun sırtından kasasını doldurması demektir. Bu adaletsizlik ve eşitsizliğe, ekonomik programları birbirinin aynısı olan partiler son veremez. Düzen partileri patronların saltanatının sürmesinin garantisi; TKP ise alınteri düşmanlarının, asalakların kabusudur. TKP, seçimlerde sömürü düzeninin panzehiri olan sosyalizmi savunuyor. Emekçilerin iktidarını kurmaya çağırıyor.
Türkiye’de yıllardır, özelleştirme adı altında halkın birikimleri birer birer satılmaktadır. Özelleştirmeler sonucunda, birçok stratejik işletme yabancıların eline geçmiş, bazı fabrikalarımız kapanmış, kimi bankalar hortumlandıktan, içi boşaltıldıktan sonra tekrar devlete terk edilmiştir. Enerji, haberleşme, çimento ve bankacılık gibi önemli sektörlerde emperyalist ülkelerin ağırlığı iyice artmıştır. Bu manzara, değiştirilemez değildir.
TKP, halkın olanı halka geri verecek, özelleştirilen tüm tesisleri kamulaştıracak. Emperyalistlerin ülkemizdeki tahakkümüne son verecek.
Türkiye’de patronlar kasalarını gün geçtikçe daha fazla doldururken, işçiler yoksullaşıyor. Gerçek ücretler düşerken, birçok işyerinde 14-15 saat çalışılıyor. Bu gidişata dur denmezse, işçileri köleleştirecekler. Buna dur diyecek olan ise işçilerin partisi TKP’den başkası olamaz. TKP, işçilerin boynuna vurulmuş pranga olan İş Yasası başta olmak üzere, işçi düşmanı uygulamalara son vermeyi amaçlıyor. Mücadele edildiğinde, işçilerin insanca yaşayabileceği bir Türkiye’nin kurulabileceğini düşünüyor.
Türkiye’de okumak için paran olması gerekiyor, hastane kapılarında sürünüp ölmemek için paran olması gerekiyor. Seçim vaadi diye attıkları palavraları halkımıza yutturmaya çalışan partiler, eğitimin de sağlığın da, aslında bir hak olduğunu söyleyemiyor. Ülkemizin zengin kaynakları, eğitim ve sağlık hizmetleri karşılığında para alınmayan, ısınma ve barınmanın da bedelsiz olacağı bu düzeni kurmamızı olanaklı kılıyor. TKP, emekçileri böyle bir düzeni kurmaya çağırıyor.
Türkiye açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çünkü, Türkiye tarımını çökertmeyi başardılar. İşbirlikçi hükümetlerimiz, emperyalistlerin her dediğini yaparak, ülkemizi tarımda dışa bağımlı hale getirdiler. Köylümüz toprağını ekemez hale getirilirken, göçe ve işsizliğe mahkum ediliyor. Emperyalist gıda tekellerinin Türkiye acentalığı yapanlar, hem Bakanlık koltuğunda oturup hem de tahıl ithalatından nemalananlar, bu sorunu çözemez. Yoksul köylülerin, gördüğü yerde kendilerine küfredenlerle yollarını ayırmasının vakti gelmiştir. TKP, kapsamlı tarım politikalarını hayata geçirip, yoksul köylülerin elbirliğiyle çalışıp üreteceği kooperatiflerin önünü açacaktır. Ülkemizi yeniden kendini besleyebilen bir ülke haline getirmek hayal değildir.
Türkiye’de kardeş kavgası kapıdadır. Emperyalistlerin Türklerle karşı karşı getirme planı ne yazık ki tıkır tıkır işlemektedir. Türkiye, bölünme senaryoları ile tehdit edilirken, hiçbir düzen partisi bu senaryoların baş mimarı ABD’den vazgeçmiyor. Türk ve Kürt halkının birbirine düşman haline getirilmesine çanak tutuyorlar. Kardeş kavgasına izin vermek istemiyorsak, TKP’nin sesine kulak verelim. TKP, öfke ve kin saçan partileri yalnız bırakmaya emperyalizme karşı birlikte mücadele vermeye çağırıyor.
Türkiye’de toplum planlı bir şekilde çürütülmektedir. Türkiye toplumu mankenler ve kara cüppeliler arasına sıkıştırılmıştır. Bu sıkışma halkımızı bozmakta, insani değerlerden uzaklaştırmaktadır. TKP, Türkiye’nin yobazlığa da yozluğa da mahkum olmadığını düşünmektedir. Türkiye’nin insanlığı yok eden bu düzeni değişmelidir.
(Kalın olan bölümler, doğrudan TKP’nin Halka Çağrımızdır başlıklı seçim bildirgesinden alınmıştır.)
|