Halk olduğumuzu kanıtlamanın zamanı
6 Temmuz 2007, Cuma

Türkiye Komünist Partisi'nin seçim bildirgesinin son bölümü “Toplumsal çürüme durdurulacak” başlığını taşıyor. Sömürü düzeninin insanları çaresiz hale getirdiğine ve bencilleştirdiğine işaret eden bildirgede yoksullukla, bağımlılıkla mücadele etmek için bu çürümeye karşı da ayağa kalkmak gerektiği vurgulanıyor. Peki 22 Temmuz seçimleri sürecinde çürümeye karşı nasıl mücadele edilmelidir?

Türkiye bugüne, kötünün iyisini seçe seçe gelmiştir. Kötünün iyisi, kötüdür. İnsan yaşamı, kötüyü değil, iyiyi ve güzeli aramakla anlam kazanır. 22 Temmuz seçimlerinde kötünün iyisini aramak, kötüye destek vermektir. Seçimde doğruya, haklıya, iyiye oy verilmelidir.

Bu düzen insanları çaresizleştirmiş, yarından korkar hale getirmiştir. Düzen partileri çaresizleşen, yarınından korkan milyonlarca kişiye rüşvet önererek oy istemektedir. Oyunu para karşılığında satmak ile memleketi, onurunu ve kendi geleceğini satmak arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. 22 Temmuz günü, en fazla vaatte bulunana değil, gerçekleri söyleyen ve gerçekçi bir seçenek sunanlara oy verilmelidir.

Düzen partilerinin seçim propagandaları liderlerin ve adayların bireysel şovuna dönüşmüştür. Söze “ben” diye başlayan, “sizden yetki istiyorum” diye bitiren siyasetçiler için “biz” değil “ben” vardır, toplumun çıkarları yerine bireysel çıkarlar öne çıkmıştır. Çünkü alıştıkları budur, hep kendilerini düşünmüş, başkalarını önemsiz görmüşlerdir. “Ben” diyenlere, kendilerini halkın üzerinde görenlere verilecek her oy Türkiye'nin çürümesini hızlandıracaktır. 22 Temmuz günü, bireylerden çok ekip çalışmasına, kişisel tercihlerden çok ilkelere, adaylardan çok partilerin hedef ve programlarına oy verilmelidir.

Sermaye düzeni emekten yana partilere türlü türlü engeller çıkarmakta. Devlet görevlileri seçim çalışmalarını engellemeye çalışmakta, büyük patronların elinde olan medya onları sessizlikle geçiştirmekte, yüzde on barajı konarak Meclisin kapıları emekçilere kapatıldığı gibi insanlarda “acaba oyum boşa mı gidecek” kaygısı yaratılmaktadır. Halkımızın gerçek seçeneğe yönelmesini engellemek için icat edilen bu zorluklar karşısında “ne olursa olsun doğrularımdan ödün vermem” demek yerine bu düzenin engellerine sığınarak “medyada hiç yer almıyorsunuz”, “barajı geçemeyeceksiniz” demek, çürümeye ortak olmaktır. 22 Temmuz seçimlerinde “ilkeli davranırsam, engeller daha kolay aşılır” kararlılığıyla oy verilmelidir.

22 Temmuz seçimlerinde söylene söylene değil, bilinçle ve umutla oy verilmelidir.

22 Temmuz seçimlerinde oyunu satılığa çıkartan seçmen gibi değil, hakkını kullanan ve memlekete sahip çıkma iradesini gösteren halk gibi oy verilmelidir.


Toplumsal çürüme durdurulacak

Türkiye'de toplum planlı bir biçimde çürütülmektedir. Televizyon programlarının büyük çoğunluğu insanlarımızı aptallaştırmakta, bencilleştirmekte, ahlaksızlaştırmaktadır. Uyuşturucu kullanımı el altından teşvik edilmekte, şans oyunları adı altında kumar yaygınlaştırılmaktadır. Fuhuş devletin göz yumduğu büyük bir sektör haline gelmiştir. Sanata ve sanatçıya karşı düşmanca politikalar uygulanırken, bayağılık ve çirkinlik saçan şarlatanlara “büyük yıldız” muamelesi yapılmaktadır. Dilimiz, edebiyatımız, kültürümüz elden gitmektedir. Bu çürümenin bir diğer parçası, gericilik ve yobazlıktır. Türkiye toplumu mankenler ve kara cüppeliler arasında sıkıştırılmıştır. Bu sıkışma halkımızı bozmakta, insani değerlerden uzaklaştırmaktadır. Yaralıya ya da hastaya yardım etmeyen, kadına el kaldıran, çevreyi kirleten, kırmızı ışıkta durmayıp geçen, çürümekte olan insandır. Bu düzen insanlığı yok etmektedir. TKP, bu yok oluşa karşı sürüden ayrılma çağrısı yapmaktadır.

Diğer yazılar
Etkinlikler
sandık görevli formu fotoğraflar afişler video müzik dostlarımız