Ülkenin aklı ve ahlakı olmakla yetinmeyeceğiz
BAŞLADIĞIMIZ İŞİ MUTLAKA BİTİRECEĞİZ
27 Temmuz 2007, Cuma

Yurtsever Cephe ve Türkiye Komünist Partisi 22 Temmuz seçimlerinden 80 bin oy alarak ama çok daha fazlasını kazanarak çıkmıştır. En büyük kazanç, TKP’nin yalnızca kendisinin değil, tek başına savunduğu sol değerlerin yaygın bir meşruiyet elde etmesidir. Şimdi bu kazancı emekçi halkın örgütlülüğüne ve sosyalizm alternatifinin güçlendirilmesine taşımak için kollar sıvanmaktadır.

22 Temmuz’da garip bir seçim gerçekleşmiştir. Seçimlerin yapılmasına ilişkin karardan, seçim ittifaklarına, propaganda dönemindeki vaatlerden seçmen tercihlerine varıncaya kadar…

İlkesizlik, riyakarlık ve ahlaksızlığın belirlediği bir siyasi karmaşada bir tek Yurtsever Cephe ve Türkiye Komünist Partisi eğilip bükülmedi, sözünü sakınmadı ve en önemlisi yalan söylemedi.

TKP’nin aldığı oylarla, Türkiye’nin aklını, vicdanını ve geleceğini temsil etme konusunda elde ettiği meşruiyet arasındaki fark, bu seçimin öngördüğümüz garipliklerinden birisi oldu.

TKP’ye oy verilmedi, hak verildi.

AKP ile CHP arasında sıkıştırılmak istenen geniş halk kitleleri içerisinde TKP’nin “bu tuzağa düşme” mesajını alanların sayısı küçümsenmeyecek düzeylere çıktı. Mesajın etkisine inatla direnenler arasından “lütfen susun, bunları duymak istemiyorum” diyenler bile vardı. Emekçi halkımız bilerek, göz göre göre şantaja boyun eğdi, beğendiğini değil kendisine dayatılan seçeneklerden birisini tercih etti.

Programlardan, ideolojilerden, hedeflerden arındırılmış olarak gerçekleşen bir seçimde TKP ile diğerleri arasında bir karşılaştırma dahi yapılamamış, TKP başka bir yere yerleştirilmiştir. Oy pusulasında yer almasına karşın, hak verilen TKP’nin seçime katıldığı gerçeğine gözler kapatılmıştır.

Sesini ulaştırdığı her noktada, insanlarda TKP’yi devre dışı tutma eğilimi gelişmiştir. TKP’nin söyledikleri ve duruşu ile seçimlerde ortaya çıkan çirkef arasında bir bağlantı kurulamamış, hak verenler, hak vermeyip de saygı duyanlar, bunu yaptıktan sonra kendilerine dayatılan seçeneklerle başbaşa kalmışlardır.

Sorunun bir boyutu yüzde on barajıdır, bir diğer boyutu TKP’ye uygulanan akıl almaz tecrit ve baskılardır. Ancak bunun ötesi de vardır: Emekçi halkımız 22 Temmuz seçimlerinin gündemi ile TKP’yi yanyana koymakta güçlük çekmiştir.
Zaten TKP’nin bu tür bir yakınlık arayışı hiç olmamıştır ve seçimlerden üzerine kir bulaşmadan çıkmaktan son derece mutludur.

Bununla birlikte, halkımızın şantaja boyun eğmek zorunda kalması, haklı gördüğünün yanında durmaktan kaçınması, siyasete katılımın son derece yetersiz ama birçok kişi için neredeyse tek aracı haline gelen seçimlerde dahi korkularına teslim olması bu mutluluğu anlamsızlaştıran büyük bir felakettir.
Ülkenin aklı ve ahlakı olmakla yetinemeyiz.

Yetinmeyeceğiz.

Solu bu seçimde TKP temsil etmiştir. Solun değerleri vardır. Eşitlik ve özgürlük arayışı, adalet duygusu, bağımsızlıkçılık, emekten yana mutlak taraf olmak gibi… Bu değerler üzerinde tekel iddia etmeyiz, bu değerleri başkaları da savundukça memnun oluruz, hep beraber güçleniriz. Ancak bütün bu değerleri icap ettiğinde gözden çıkaranlara güvenerek mücadele edemeyiz. İkirciksiz, sarsılmadan, bu değerlerle siyaset yapma yükümlülüğü TKP’nin tek başına sırtlaması gereken bir görevse bu elbette yerine getirilir. Küçük hesaplar, ilkesizlikler, geçici olduğu sanılan ama birçok şeyi alıp götüren manevralar bizden uzak dursun…

Ve Türkiye’de emekçi düşmanlığı konusunda elini daha da güçlendirmiş bir siyasi iktidar vardır. Bu iktidarın karşısına geçmeye çalışan CHP’nin çöküşü kimilerini ürkütmüş olabilir ancak bilinmelidir ki, Türkiye’de sermaye düzeninin halkı seçeneksiz bırakmak için geliştirdiği kuşatma şimdi büyük ölçüde zayıflamıştır. Bu zayıflama, AKP ve onun temsil ettiği zihniyete karşı gerçek bir direncin yaratılması için kullanılırsa, halkımızın çıkarınadır. Gereken yapılırsa çöküş CHP’den Erdoğan ve arkadaşlarına yayılır. TKP ve Yurtsever Cephe gerekeni yapacaktır.

Eğitim ve sağlık reformu, ABD ile yürütülen kirli pazarlıklar, kıdem tazminatı konusundaki hazırlıklar, yeniden hızlanacak Avrupa Birliği süreci, Yerel Yönetimler Yasası, bölgesel asgari ücret uygulamasına geçiş… AKP’nin gündeminde bunlar varsa, bizim de gündemimizde bunlara karşı koymak vardır.

Bunu hangi güçle mi yapacağız?

80 bin oy yetmez mi?

TKP ve Yurtsever Cephe bu seçim döneminden yalnızca 80 bin oyla çıkmadı ki!
Sayısız ilişki, çok sayıda yeni üye, yeni örgütler ve en önemlisi oya dönüşmeyen yaygın bir onay…

80 bin oyda toplanan güçlü iradeyi de buna eklemeyi unutmayın.

Seçimlere “sürüden ayrılma zamanı” diyerek girmiştik. Amerikancıların, para babalarının oluşturduğu sürüye işaret ederek… İşçilerin, emekçilerin vicdanına seslenerek… Onları cesarete, onurlu davranmaya davet ederek…

Seçim geride kaldı, CHP ve MHP’den “bu halk aptal” sesleri çıkmaya başladı.

Biz hiç öyle düşünmedik. Halkın akıl, onur ve vicdanını baskı altına alan koşulları ortadan kaldırmaya çabaladık. Gerçek sürüde CHP ve MHP vardır, halkı ezen, onu küçük gören diğer sermaye partileri vardır, emekçi düşmanı AKP vardır.

Emekçi halkımız bu sürüye er geç “yürü” diyecektir.

TKP ve Yurtsever Cephe bu inançla mücadeleyi yükseltecek, ülkenin aklı ve ahlakı olmakla yetinmeyecektir.

Görev sürüyor

Türkiye Komünist Partisi seçimlerde halkımızın düzenin seçeneklerinden güçlü bir kopuş yaşayacağı beklentisini hiç taşımadı ve böyle bir temelsiz umudu yaymamaya özel bir gayret gösterdi. Ancak sonuç bu temkinliliğimizin de ötesindedir.

TKP bu seçimlere düzenin birbirini tamamlayan kutuplar halinde girdiğini görüyordu. Yaratılan kutuplaşmanın, halkımızın şeriatla, dinsizlikle, darbeyle, bölünmeyle tehdit edilmesinin büyük bir sıkışmaya, çaresizlik duygusuna yol açacağını da kestiriyorduk.

TKP seçimlere bu sıkıntıları bilerek ve tam da söz konusu kuşatmayı, temsili de olsa, kırmayı hedef alarak girmiştir.

Bu hedefin çok uzağında kaldığımız açıktır.

Ancak Türkiye Komünist Partisi seçimlerde yetersiz sonuç aldığında dünyası yıkılacak bir parti değildir. Yurtsever Cephe sonuç olumlu çıkmayınca emperyalizme karşı emekçilerin mücadelesini örgütlemekte tereddüt geçirecek bir yapı değildir.

TKP ve YC iki aylık son derece yoğun bir propaganda ve örgütlenme faaliyeti yürütmüş ve geniş emekçi kitlelerle buluşmayı başarmıştır. Seçim sonuçları ne olursa olsun, TKP’liler ve Yurtsever Cepheliler tek bir gün yitirmeksizin emekçileri, bu kez daha ağır bir kuşatmaya teslim etmemek için aynı çabayı göstermeye devam edeceklerdir.

Seçimlerden önce söylediklerimizi inanarak söylediysek bugün bunun gereklerini cesaretle yerine getirmeliyiz. Bu nedenle mücadelemizi inanç ve kararlılıkla yükseltmenin yollarını zorlayacağı z. “Bizim işimiz asıl 23’ünde başlayacak” derken samimiydik. fiimdi bu samimiyeti, ısrarla, inatla, akıl ve soğukkanlılıkla sergileyeceğiz. TKP emekçi mahallelerinde, işçilerin örgütlenme çabalarında, emperyalizme karşı mücadelede görevini sürdürecek.

Öte yandan TKP sıkıntılı koşullarını bilerek girdiği bir seçimde hedeflerinin uzağında kalışını aynı koşulları suçlayarak gerekçelendirmek gibi ucuz yollara sapacak bir parti de değildir. TKP Merkez Komitesi, bütün partililer ve bütün Yurtsever Cepheliler, mücadelemizin siyasal etkisini genişletmenin, harcanan muazzam emeğin verimini artırmanın formülünü en kısa zamanda bularak ve bu doğrultuda sağlıklı önlemler geliştirerek yola devam edeceklerdir.

TKP Siyasi Komite
(22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan açıklamadan alınmıştır)

Diğer yazılar
Etkinlikler
sandık görevli formu fotoğraflar afişler video müzik dostlarımız