|
Kimse kusurumuza bakmasın. “Türkiye'nin temel sorunu demokrasi ve sivilleşmedir” diyerek bizi oyalamak isteyenlerin esas niyetlerinin farkındayız. Solu ve emekçileri artık yılan hikayesine dönmüş bir “sivilleşme” ile oyalarken, emekçilerin başına çorap örenlerle uğraşacağız.
AKP hükümetinin önceki dönemden tamamlayamadığı işleri var. Meclis'teki AKP milletvekillerinin bütün çalışkanlıklarına rağmen bazen koşullar nedeniyle geri alınan, bazen Cumhurbaşkanı onayından dönen bazen de “seçim dönemi” gerilimleri ile ertelenen yasalar var. Bunların acilen çıkartılması “gerekiyor”. Yani AKP iktidarına “son onay”ı veren merkezlerin beklentileri bu yönde.
AKP hükümetinin asıl işi ise aslında henüz takvime bağlanmış değil. En ağır iş de aslında bu. Uluslararası durum açısından önümüzdeki 5 yıla sığacağına neredeyse kesin gözüyle bakılan önemli bir sarsıntı, AKP hükümetinin sermaye sınıfına yapacağı en büyük ve belki de son iyiliği gündeme getirecek.
Türkiye ekonomisi uzun bir süreç sonunda kaderini bütünüyle uluslararası sermayenin nabız atışlarına bağlamış durumdadır. Elbette bu konuda AKP tek başına sorumlu tutulamaz. Hatta bu tür yapısal zaaflar genel olarak “hükümetlerin” başının altından çıkmaz. Ancak, hükümetlerin, özelde AKP hükümetinin bu süreci, yani Türkiye ekonomisinin bağımlılaştırılması ve emperyalist bıçak sırtına yerleştirilmesi sürecini, hızlandıran ve kolaylaştıran uygulamaları olmuştur.
AKP, sermaye sınıfını, sorumluluk sahibi olduğu bağımlı ve kırılgan ekonomik yapının yaşayacağı sarsıntılardan koruyacaktır. Ağır işlerinden birisi budur. Kapitalistlerin zil çalarak, güle oynaya ülkeyi içine soktukları tünelde patlama olduğunda AKP bütün yükü emekçilere yıkacaktır.
Türkiye emekçileri, çeşitli nedenlerle yaklaşan felakete karşı hazırlıksızdır.
Türkiye emekçileri, yaratılan tüm zenginliklere el koyarken, yaşanan tüm sıkıntıları emekçilerin sırtına atanlar karşısında ideolojik olarak hazırlıksızdır. “O kadar zaman ekmeğini yedin, şimdi zor zamanda katlan” denildiğinde boyun eğmesinin görünürdeki nedeni somut çaresizliği ise az görülen neden ideolojik zaaflardır.
“Siz karlarınızı katlarken, bize hep sıfır zamlar, enflasyon telafileri düştü. Şimdi niye sizin yarattığınız krize ortak olacakmışız” diyebilmek için emekçilerin zihinlerinin her türlü karanlıktan kurtarılması gerekmektedir.
Türkiye emekçileri, elbette esasen örgütsüzlükleri nedeniyle yaklaşan felaketlere karşı hazırlıksızdır. Örgütlü güç, her türlü ideolojik handikapı aşmak açısından da önemlidir. Yaşamın her alanında ve her düzeyde örgütlülüğü sağlamak kesin bir gerekliliktir.
Önümüzdeki dönemde işçilerin sendikal haklarına yönelik saldırılar sürecektir. Sendikal örgütlenmenin kalan mevzilerinin de dağıtılması, dağıtılması çok da gerekli görülmeyenlerin sermayenin ihtiyaçlarına göre iyice gericileştirilmesi ve çeşitli hukuki ve fiili önlemlerle sendikal örgütlenmenin etkisizleştirilmesi yine gündemdedir.
Öte yandan, örgütsüzlük sorununun özü siyasal örgütlenmeden uzaklıktır. Siyasal örgütlenmenin yaratıcı ve etkili bir biçimde işçiler içinde güçlendirilmesi her şeyin önündedir.
AKP'nin işi çoktur. Bu bizim işimizi ağırlaştırmaktadır. TKP, sermaye gündemine girmiş ve girecek, potansiyel ve reel her türlü saldırı karşısında önlem almak ve emekçileri hazırlamakla yükümlüdür. Yapacağımız da budur. |