|
AKP hükümetinin ülkemizdeki egemen ve mülk sahibi kesimlerin desteğiyle kurulduğunu ve bu destekle yola devam edeceğini hep söyledik.
Zenginlerin ve onların hizmetindeki partilerin AKP ile hesaplaşmak gibi bir niyeti olmadığını hep söyledik.
AKP'nin gördüğü destek ülke tarihinde eşsizdir.
TÜSİAD, Özal'a bile bu ölçüde destek olmamıştı.
MHP'nin, vatana ihanetle suçladığı AKP'ye verdiği destek tartışılmaz.
CHP'nin, birinci AKP döneminde “yapıcı muhalefet” diyerek yaptığı AKP'nin her yaptığını onaylamak ve “reformların sürdürülmesini desteklemek” olmuştur. İkinci AKP'yi hazırlayan yolda CHP yönetiminin ısrarlı cibiliyetsizliğinin payı da tartışılmaz.
Bunlar bizim için hiç sürpriz değildir.
Aynı gemidedirler.
Kimi sol kesimlerin “demokrasi” adına AKP'ye soluk vermeleri ise elbette sürprizdir ve üzücüdür. Uyanmalarını, ne yaptıklarını fark etmelerini bekliyoruz.
Kürt halkı adına konuştuğunu söyleyen kimilerinin Barzani-ABD-AKP üçgenine kolaylıkla yerleşmelerini de anlamakta çok güçlük çekmiyoruz. Üzüldüğümüz şey, Kürt yoksullarının gerçek çıkarlarını temsil edecek, onları AKP tuzağından çekip çıkartacak bir hareketin hala inşa edilememiş olmasıdır. Bunun gereğini yapmak ise artık bizlerin, Türk ve Kürt anti-emperyalistlerinin sorumluluğundadır.
Aslında çok iyi anlaşılmaktadır, AKP sermaye sınıfı içinde bir hizip değildir. AKP yalnızca bir parti değildir.
AKP, Türkiye sermaye sınıfının ve emperyalist ağabeylerinin ülkeyi sokmak istedikleri yolda ellerindeki en güçlü araçtır.
Türkiye emperyalist sermayenin 51 hissesini aldığı bir büyük şirket haline getirilmektedir.
Altın hisseye sahip olan emperyalistlerin bu sayede Türkiye'yi koruyacağı, en azından 49 hisse sahibi kapitalistlerin çıkarlarını koruyacağı düşünülmektedir. Hisse değil görev sahibi olan emekçilere burada ne düştüğü açıktır.
AKP, onların, ülke yönetimini ve devlet yapısındaki bazı unsurları bildikleri şekilde reforme etmek için ellerindeki en güçlü araçtır.
Amaç, Türkiye'nin yönetimini, hatta hukuki yapısını ülke dışına çıkarmaktır. Sömürgenin yönetim merkezi ne kadar dışarda olursa, ülke halkından da o kadar uzak olur. İstedikleri budur.
AKP, emekçilerin ellerinde avuçlarında ne varsa almak için, kazanılmış tüm haklarından onları vazgeçirmek için ellerindeki en güçlü araçtır.
Sosyal güvenlik kurumlarının değil, bizatihi bu kavramın tasviyesi AKP eliyle gerçekleştirilmektedir. Devlet, topladığı vergileri ve sahip olduğu gücü bütünüyle emperyalist sermayenin hizmetine sokacak, sosyal devlet fikri “kitaplar”dan bile çıkartılacaktır. İşini kaybettiysen, bu senin sorunun. Yaşlılıkta rahat etmek mi, boşversene sapa sağlam adamsın çalışsana! Şaşırtıcı mı: Mezarda emekliliği kabul ettirmek cennetin anahtarını dağıtarak siyasete başlamış bir geleneğin harcı olmayacak da kimin harcı olacak.
Seçimler öncesinde Türkiye'nin sorununun AKP'den kurtulmak olduğunu söyleyenlerin hep gerçeğin yarısına sahip olduklarını söyledik. AKP'den kurtulmak Türkiye'nin sorunlarından yalnızca birisiydi.
Bir şeyi daha söyledik: Bu ülkede dinci gericilikle, faşist milliyetçilik kardeştir. Birbirlerine yaslanırlar. Sömürü düzeninin de emperyalist egemenliğin de payandasıdırlar. Birlikte iş görürler.
İlhan Selçuk, MHP'yle kucaklaşmaya kalkıştığında ona “kan davasını” hatırlatanlardan değiliz. “İşkencecisiyle kucaklaşmak” gerçekten büyük onursuzluk ama bu sorunun çok küçük bir kısmıydı.
MHP, 1957 yılında Washington'da Türkeş'in kulağına üflenmiş bir isimdir. NATO'nun kontrgerillanın can verdiği bir yapıdan emperyalist projelere karşı koymasını beklemek olacak iş değildi.
“Sağcılar MHP'ye, solcular CHP'ye versin, AKP gitsin, koalisyon kurulsun, Irak'a girilsin” diye bağırışanlara “siz yalnızca AKP'yi güçlendirmiyorsunuz. Aynı zamanda faşistsizin!” demiştik.
Seçimler öncesinde Türkiye'nin sorununu AKP'den kurtuluş olarak ilan edenlere soruyorduk: “Peki CHP'den bizi kim kurtaracak? MHP'den bizi kim kurtaracak?”
Bir yıldan uzun süredir söylüyorduk: “Emperyalist merkez Türkiye siyasetinde alternatif çoğaltıyor. AKP – DYP alternatifi bir yanda MHP – CHP alternatifi bir yanda. Bunun ötesinde ABD, AKP'yi terbiye etmek üzere siyasette alternatifler yaratma yoluna gidiyor. MHP, AKP'nin işini bitirmek için değil, onu terbiye etmek için sahnededir.”
AKP, Türkiye'yi yönetmektedir.
AKP'nin Türkiye'yi yönetmesinden ABD memnundur. Öyleyse MHP de memnun olacaktır. Başka türlü nasıl olabilir ki?
“Ekonomi politikamız, AKP'nin bıraktığı yerden devam etmektir” diyen CHP, en azından ekonomide AKP'nin bıraktığı yerden kendisinin devam etmesinden memnun olmalıdır. İşçiler için yaşamı bir cehenneme çeviren uygulamalara, sosyal güvenliğin tasfiyesi yolunda atılan adımlara “muhalefet” etmeyen bir ana muhalefet partisine yakışan tanım “koltuk değneği”dir.
MHP de CHP de AKP'nin koltuk değneğidir.
Görevimiz, emekçileri sosyal demokratlarla, laik – vatanperver – cuntacılarla vakit kaybetmeden saflarımıza kazanmaktır.
AKP ile mücadelenin adı, adresi, temel silahı TKP ve Yurtsever Cephe olmalıdır.
İşimizin kolay olmadığı söylenebilir.
Solculuğu kirleten sadece CHP sahte solculuğu değildir. AKP'ye demokrasi değnekliği yapanların yarattığı kafa karışıklığı bir yanda, emekçilerdeki kendi ülkesinden umudu kesme hali öbür yanda...
Biz işimizin kolay olmadığını biliyoruz. Bildiğimiz bir başka şey daha var: biz bu işi yapacağız! |