Yurtsever Cephe İzmir Tarım Komisyonu Kuruldu.
"Tarımına sahip çık" kampanyasının ardından İzmir'de ziraatçiler, öğrenciler ve aydınlar tarafından Yurtsever Cephe İzmir Tarım Komisyonu kuruluş toplantısını gerçekleştirildi. Komisyon Ege Bölgesinde Yurtsever Cephe örgütlerinin tarım kesimine yönelik çalışmalarına destek verecek.
YURTSEVER CEPHE İZMİR TARIM KOMİSYONU
TARIMINA SAHİP ÇIK
Yurtsever Cephe Tarım Komisyonu “TARIMINA SAHİP ÇIK” isminde başlattığı çalışmalarına devam ediyor. Yurtsever Cephe İzmir Tarım Komisyonu, AKP ile ülkemize emperyalizmin çok rahat müdahale ettiğinin; bu durumun Türkiye’yi ve tarımını felaketin eşiğine getirdiğinin bilincinde olan ve bu tasfiye operasyonuna dur demek isteyen yurtsever üretici, akademisyen ve aydınlarla ilk toplantısını 27 Temmuz Pazartesi Günü Saat 18:30’da İzmir Nazım Kültür Evi’nde gerçekleştirdi.
18:30’da başlayan toplantı, toplantıya katılan katılımcıların yaptıkları önemli katkılarla kesintisiz olarak 1,5 saat sürdü. Bir hayli verimli geçen toplantıda yapılan katkılar ve konuşulan konular şöyle oldu:
- Toplantıda, komisyonun yapacağı çalışmaların mutlaka müdahale edici bir boyut taşıması üzeinde duruldu. Köylü ve çiftçinin de sürece ortak edilmesinin yollarının bulunmasına dair vurgu yapıldı. Konu köylünün ve çiftçinin yaşanan neoliberal dönüşümde yaşadığı ve yaşayabileceği sorunları tespit etmeye geldiğinde her köyün ve bölgenin kendine has özellikleri olduğu, köylünün ve çiftçinin güvenini kazanmak için çalışma yapılacak ya da ziyaret edilecek yerler hakkında önceden bilgi alınması gerektiği ifade edildi. Bu konu hakkında katılımcılar yaşadıkları olaylardan ve köylere yaptıkları ziyaretlerden örnekler verdiler.
- Türkiye’de tarımda yaşanan sürecin ABD ve AB emperyalizmin tarım politikalarından, IMF ve Dünya Bankası gibi araçların yönlendirmelerinden bağımsız olmadığı hatta doğrudan onların dayatmalarının sonucu olduğu dile getirildi.
- Üzerinde en çok konuşulan konulardan bir tanesi “tohum” oldu. Çiftçilerin artık kendi tohumları ertesi sene ekebilmek için elde edemediklerini çünkü artık kullanılan tohumların kısır tohumlar oldukları ifade edildi. Bu yüzden çiftçilerin her sene tohumu tekrar satın almak zorunda oldukları dolayısıyla tohum işini tekelinde bulunduran tohum tekellerine bağımlı kaldıkları ve ekonomik çöküntüye uğradıkları gibi biyoçeşitliliğin yok olduğu söylendi. Çiftçilere yerel tohumların öneminin mutlaka anlatılması gerektiği konuşuldu. Çiftçilerin hibrit tohumları kullanmalarının sebebinin piyasa koşullarında üretim yaptıkları için daha fazla verim elde etmek istemeleri olduğu söylendi. Bu durumun bertaraf edilmesi gerektiği üzerinde duruldu.
- Toplantıya katılan Üzüm-Sen Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu GDO’lu ürünlerin Türkiye’de çıkartılacak “Biyo-güvenlik” yasasıyla meşru hale geleceğini, bunun önlenmesi gerektiğini söyledi. Şu anki yaygınlaştırılmak istenen organik tarımın sertifikalandırma mantığı üzerinden yürüdüğü, bunun halkın büyük çoğunluğu değil, ekonomik gücü iyi olan bir kitle için yapıldığını, burada halkın sağlığı değil süpermarketlerde kendilerine pazar yaratarak para kazanma amacının düşünüldüğü söylendi. Geride kalan aylarda Türkiye’de yapılan su forumuna da değinen Adnan Çobanoğlu emperyalizmin hedeflerinden birinin de su olduğunu anlattı. Suyun tarım için öneminden de bahsetti. Çiftçinin suyun özelleştirilmesi konusunu şu an anlamayabileceğini fakat mutlaka anlatılması gerektiğini çünkü tarlaların başlarına vana konulduğunda, suyun özelleştirilmesinin acı sonucuyla karşılaştıklarında geç olabileceğini söyledi.
- Solun tarımda artık ciddi bir politik tavır alması gerektiği çünkü tarımın tasfiyesinin ülkenin tasfiyesinden bağımsız olmadığı önemle vurgulandı.
- Marketlerde organik olmayan ürünlerin değil de organik ürünlerin etiketlenmesinin tüketicide bir yanılsamaya sebep olduğu konuşuldu. Bunun yerine organik olmayan ürünlere “organik değildir” etiketinin yapıştırılması gerektiği konuşuldu.
- Küçük çiftçin sürekli borçla üretim yaptığının, bunun da bir süre sonra çiftçiyi çıkmaza soktuğunun bu yüzden arazi satışlarının arttığı dile getirildi.
- Gençlerin artık köylerde tarımsal üretimden vazgeçip şehirlere göç ettiğinin, bu tarımdan koparılışın işsizliği daha arttırdığı konuşuldu.
- Tarım Bakanlığının tarıma ve tarımsal üretime sosyal bir olgu ve toplumsal bir ihtiyaç olarak değil rekabetçi anlayışla baktığının altı çizildi.
Katılımcılar en kısa zamanda tekrar buluşmak için toplantıyı sonlandırdılar.
Biz ülkemizin eşit, özgür ve aydınlık geleceğine inanıyoruz.
Bu yüzden “Tarımımıza ve Memleketeimize” sahip çıkıyoruz.
Sahip çıkıyoruz çünkü:
“ BU ÜLKE İLERİYE GİDECEK , MESELE BUDUR...”
Yurtsever Cephe İzmir Tarım Komisyonu

